Kızlık Soyadını Kullanma, Evlilik Sonrası Soyadı Değişikliği

Kızlık Soyadını Kullanma

Kızlık soyadını kullanma, evlendirme memuruna şahsen ya da ilçe nüfus müdürlüklerine yazılı olarak yapılmaktadır.  Evlendikten sonra kadının tercihine göre eşinin soyadını veya kendi kızlık soyadını kullanabilmektedir. Kadının tercihini yetkili yerlere bildirmesi yeterli olmaktadır. Günümüzde ise kadınlar genellikle evlendikten sonra kızlık soyadını kullanmayı daha fazla tercih ettiği görülmektedir.

Kızlık Soyadını Kullanma

Türk Medeni Kanunu m.187’ye göre; evlenmede kural, kadının kocasının soyadını almasıdır; fakat kadın evlendirme memuruna veya daha sonra nüfus idaresine yapacağı yazılı başvuruyla kocasının soyadı önünde önceki soyadını da kullanabilir. Eğer kadın daha önce iki soyadı kullanıyorsa, bu haktan sadece bir soyadı için yararlanabilecektir.

Ancak; Anayasa Mahkemesi’nin 22.02.2023 tarihli ve 2022/155 E., 2023/38 K. sayılı kararı ile Türk Medeni Kanunu’nun 187’nci maddesinin iptaline ve kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir. Karar; Resmi Gazete’de 28/04/2023 tarihinde yayımlanmıştır.

Kararın yürürlüğe girmesi ile kadının kocasının soyadını alması zorunluluğu ortadan kalkmış olacaktır. Bu durumda kadın evlendiğinde sadece kızlık soyadını kullanmaya devam edebilecektir.

Kızlık Soyadı Kullanma E-Devlet

E-Devlet sistemi üzerinde Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü’nün hizmetleri arasında yer alan Evli / Dul veya Boşanmış Kadınların Soyadı Değişikliği Başvurusu sekmesi altında kızlık soyadını kullanma başvurusu yapılabilmektedir. Bu hizmeti kullanarak, evli / dul kadınlar eşlerinin soyadları ile beraber kendi soyadlarını veya sadece eşlerinin soyadını; eski eşlerinin soyadını kullanan boşanmış kadınlar eski eşlerinin soyadları ile beraber önceki soyadlarını veya sadece önceki soyadlarını kullanmak üzere değişiklik başvurusunda bulunabilirler.

E- devlet resmi internet sitesi üzerinden soy isim değiştirme yapılamazken; isminde hata bulunan kadın E-devlet İsim Değiştirme ve düzeltme yapabilmektedir.

Anayasa Mahkemesi Evlenen Kadının Soyadı Kararı

Türk Medeni Kanunu m.187’nci maddesinde belirtilen kural Anayasa Mahkemesince iptal edilmiştir. Söz konusu kuralda; evlenen kadının kocasının soyadını alacağı ancak evlendirme memuruna veya daha sonra nüfus idaresine yapacağı yazılı başvuruyla kocasının soyadının önünde önceki soyadını da kullanabileceği, kadının evlenmeden önceki soyadını evlendikten sonra tek başına kullanamayacağı öngörülmüştür.

Anayasa Mahkemesi tarafından aşağıdaki gerekçelerle söz konusu kural iptal edilmiştir. [1]

Kişiliğin bir parçası olan soyadını taşımak yalnızca bir yükümlülük değil aynı zamanda Anayasa’nın 20. maddesi kapsamında bir hak niteliğindedir. Nitekim AİHM de anılan hakkın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8. maddesi kapsamında yer aldığını kabul etmiştir. Süreç içerisinde yapılan anayasal değişikliklerle hem kanun önünde eşitlik ilkesinin hayata geçirildiğinden söz edilebilmesi için kadın ve erkek eşitliğinin tam anlamıyla sağlanması gerektiği güçlü bir biçimde vurgulanmış hem de anayasa koyucunun eşitlik ilkesinin eşler arasındaki görünümüne verdiği önem açık bir şekilde ortaya konulmuştur. Bu itibarla evlenmeden önceki soyadının evlendikten sonra da kullanılması yönünden kadın ile erkeğin karşılaştırmaya müsait şekilde benzer durumda bulundukları sonucuna ulaşılmıştır. Erkek evlenmeden önceki soyadını evlendikten sonra da tek başına kullanabildiği hâlde kuralla kadının evlenmeden önceki soyadını evlendikten sonra ancak kocasının soyadının önünde kullanabileceği öngörüldüğünden karşılaştırmaya müsait şekilde benzer durumda olan eşler arasında cinsiyet temelinde farklı muamelenin yapıldığı açıktır.

Kadının evlenmeden önceki soyadını evlendikten sonra da kullanmasına izin verilmemesinin hak ihlaline yol açtığı ileri sürülmek suretiyle AİHM ve Anayasa Mahkemesine birçok bireysel başvuru yapılmıştır. Bu kapsamda AİHM kadının evlenmeden önceki soyadını tek başına kullanmasına izin verilmemesinin Sözleşme’nin 8. maddesi bağlamında 14. maddesini ihlal ettiğine karar vermiştir. Anayasa Mahkemesi ise uluslararası sözleşmelerin erkek ve kadının evlilik sonrasında soyadları bakımından eşit haklara sahip olmasını öngören hükümleri ile evli kadının kocasının soyadını kullanması zorunluluğunu öngören iç hukuk düzenlemelerinin aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle Anayasa’nın 90. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca uluslararası sözleşme hükümlerinin esas alınmasının gerektiğini, bu itibarla başvurucular hakkında 4721 sayılı Kanun’un 187. maddesinin uygulanmasının kanunilik ilkesiyle bağdaşmadığını ve ihlale yol açtığını belirtmiştir. Öte yandan kadının soyadına ilişkin davalarda önemli bir içtihat geliştiren Yargıtay da Anayasa Mahkemesi gibi kadının evlenmeden önceki soyadının kullanmasına izin verilmemesinden kaynaklanan uyuşmazlıkta Anayasa’nın 90. maddesinin beşinci fıkrası gereğince uluslararası sözleşme hükümlerinin uygulanması gerektiğini kabul etmiştir. Diğer yandan kadının erkekle eşit haklardan yararlanmasının öncelikle hukukun asli kaynağı olan kanunla güvence altına alınması ve bu güvenceyi hayata geçirebilecek idari uygulamaların geliştirilmesinin gerektiği, bu bağlamdaki yargısal içtihatların tek başına yeterli güvenceyi sağladığının kabul edilemeyeceği açıktır.

Benzer durumda olanlara farklı muamele yapılmasının nesnel ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığının veya farklı muamele öngörülebilmesinin hangi dereceye kadar mümkün olacağının değerlendirilmesinde kamu otoritelerinin belirli ölçüde takdir yetkisi bulunmaktadır. Cinsiyet temelli farklı muamele söz konusu olduğunda ise kamu makamlarının takdir yetkisi daralmaktadır. Ayrıca anayasa koyucunun eşitlik ilkesinin eşler arasındaki görünümüne verdiği önem gözetildiğinde eşler arasında cinsiyet temelli farklı muamele bağlamında kanun koyucunun son derece sınırlı bir takdir yetkisinin bulunduğu da açıktır.

Nüfus kayıtlarındaki karışıklığın önlenmesi ve soy bağının sağlıklı bir şekilde tespit edilmesinde kamu yararı bulunmaktadır. Ancak söz konusu kamu yararının sağlanmasının yegâne yolunun kadının evlendikten sonra kendi soyadını eşinin soyadının önünde kullanması olduğunu söylemek mümkün değildir. Bu nedenle nüfus kayıtlarının düzeni sağlama amacı, kuralla öngörülen farklı muamelenin makul nedeni olarak kabul edilemez. Ayrıca kadının evlendikten sonra kocasının soyadını almasının ailenin ortak bir soyadına sahip olmasını mümkün kılan tek seçenek olmadığı açıktır.

Bu bağlamda eşlere içlerinden birinin soyadını veya bunun dışında bir adı ortak soyadı olarak belirleme imkânının tanınması ya da ortak soyadının eşlerin evlenmeden önceki soyadlarının birleşimden oluşacağının öngörülmesi de mümkündür. Kaldı ki ortak soyadının aile bağlarını korumanın zorunlu unsuru olduğunun, bu manada eşlerin ortak soyadı taşımamaları hâlinde aile bağlarının hiçbir şekilde korunamayacağının söylenmesi de zordur. Buna göre aile bağlarının korunup güçlendirilmesi amacının da kuralla öngörülen farklı muamelenin makul nedeni olarak kabul edilmesi mümkün değildir.

Bu değerlendirmeler ışığında, evlenmeden önceki soyadının evlendikten sonra da tek başına kullanılması bağlamında kadın ve erkek arasında kuralla öngörülen farklı muamelenin eşitlik ilkesini ihlal ettiği sonucuna ulaşılmıştır.

Anayasa Mahkemesi açıklanan gerekçelerle kuralın Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir.

Verilen bu karara ilişkin tüm açıklamaları Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi resmi internet sayfası üzerinden okuyabilirsiniz. Karara ilişkin açıklamaların tümüne ulaşabilmek için aşağıya bırakacağımız linki kullanabilirsiniz.

https://www.anayasa.gov.tr/tr/haberler/norm-denetimi-basin-duyurulari/kadinin-kocasinin-soyadini-almasini-ongoren-kuralin-iptali/.

Evlenince İki Soy İsim Kullanmak
Evlenince İki Soy İsim Kullanmak

Evlenince İki Soy İsim Kullanmak

Türk Medeni Kanunu’nun 187’nci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesine göre; evlenen kadın evlendirme memuruna veya nüfus dairesine yapacağı başvuruyla evlenmeden önceki soyadını, yani evlenme sırasında taşıdığı soyadını da kocasının soyadıyla birlikte kullanabilmektedir. Kadının önceki soyadı bekârlık soyadı olabileceği gibi; evlat edinilmiş ise evlat edinenin soyadı, boşanmış ise eski kocasının soyadı olabilmektedir. Söz konusu düzenlemeye göre, önceden iki soyadı taşıyan kadın, yalnızca bir soyadını kocasının soyadıyla birlikte kullanabilecektir. Kocanın ölmesi halinde de kadın kocasının soyadını kullanmaya devam edecektir. [2]

Evlendikten Sonra Kızlık Soyadını Ekletmek
Evlendikten Sonra Kızlık Soyadını Ekletmek

Evlendikten Sonra Kızlık Soyadını Ekletmek

Bu konuyu iki şekilde ele alabiliriz. Birincisi eşi soyadını tamamen kaldırarak sadece kızlık soyadını kullanmak durumudur. Böyle bir durum için Aile Mahkemesine bu konuda bir dilekçe vererek dava açılması gerekmektedir. Ancak yukarıda da belirttiğimiz Anayasa Mahkemesi kararına istinaden ileride dava dışında başvuru yolu ile de sadece kızlık soyadını kullanma mümkün olması muhtemeldir.

İkincisi ise eşin soyadı ile birlikte kızlık soyadını kullanma durumudur. Nüfus Hizmetleri Uygulama Yönetmeliğinin 24. Maddesi uyarınca kocasının soyadı ile birlikte önceki soyadını da kullanmak isteyen kadın, bu isteğini evlenme sırasında yazılı olarak evlendirme memurundan, evlenmeden sonra ise yazılı olarak veya e-başvuru ile nüfus müdürlüğünden talep edebilir.

Evlendikten Sonra Kızlık Soyadını Sildirmek
Evlendikten Sonra Kızlık Soyadını Sildirmek

Evlendikten Sonra Kızlık Soyadını Sildirmek

Nüfus Hizmetleri Uygulama Yönetmeliğinin 24. Maddesi uyarınca eşinin soyadı ile birlikte önceki soyadını da kullanan kadın, sadece eşinin soyadını kullanmak istediğini yazılı olarak veya e-başvuru ile talep ettiği takdirde nüfus müdürlüğü tarafından gerekli işlem yapılır. Bu talepler herhangi bir sayısal sınırlamaya tâbi değildir.

Çift Soyadı Kullanma Dilekçesi

Çift soyadı kullanma dilekçesi, resmi bir belge niteliği taşıdığı için, düzgün bir yazıyla ve resmi bir dilde yazılmaktadır. Dilekçede, çiftin her iki soyadını kullanmak istedikleri, neden bu talepte bulundukları ve hangi belgelerin dilekçe ile birlikte sunulacağı gibi bilgiler yer almalıdır.

Çift soyadı kullanma dilekçesi, resmi bir kuruma veya makama sunulduğu için, ilgili kurumun belirlediği kurallara uygun olarak hazırlanmalıdır.

T.C. 

… BELEDİYESİ

EVLENDİRME MEMURLUĞUNA

22/11/2001 tarih ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 187. maddesinden yararlanarak kızlık soyadım olan …. soyadımı da koca soyadımın önüne yazılmak sureti ile birlikte kullanmak istiyorum.

Gereğini arz ederim. …/…/…

T.C. No:

Adı Soyadı:

İmza:

… NÜFUS MÜDÜRLÜĞÜNE 

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 187. maddesi ‘Kadın evlenmekle kocasının soyadını alır, ancak evlendirme memuruna ya da daha sonra nüfus dairesine yapacağı yazılı başvuruyla kocasının soyadı önüne önceki soyadını da kullanabilir.‘ hükmü ile Nüfus Hizmetleri Uygulama Yönetmeliği 27. maddesi ‘Evlenen kadın, kocasının soyadını alır. Kocasının soyadı ile birlikte önceki soyadını da kullanmak isteyen kadın, bu isteğini evlenme sırasında yazılı olarak evlendirme memurundan, evlenmeden sonra ise yazılı olarak veya e-başvuru ile nüfus müdürlüğünden talep edebilir.‘ hükümlerine binaen evlenmeden önceki soyadım olan ‘…’ soyadının koca soyadımın önüne yazılmak suretiyle nüfus kütüğüne işlenmesini talep eder, gereğinin yapılmasını arz ederim. …/…/…

T.C. No:

Adı Soyadı:

İmza:

Çift Soyadı Kullanma Dilekçesi PDF Örneği İndirmek İçin Tıklayınız.

Çift Soyadı Kullanma Dilekçesi WORD Örneği İndirmek İçin Tıklayınız.

Kızlık Soyadını Kullanma Hakkı Ne Zaman Verildi?

Evlenen kadına kızlık soyadını kullanma hakkı 17.02.1926 tarih ve 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinde değişiklik yapan 14.05.1997 tarihli 4248 sayılı Kanun ile verilmiştir. Buna göre Türk Kanunu Medenisinin 153. maddesi “Kadın, evlenmekle kocasının soyadını alır; ancak evlendirme memuruna veya daha sonra nüfus idaresine yapacağı yazılı başvuru ile kocasının soyadı önünde önceki soyadını da kullanabilir. Daha önce iki soyadı kullanan kadın, bu haktan sadece bir soyadı için yararlanabilir.

Kadın, müşterek saadeti temin hususunda gücü yettiği kadar kocasının muavin ve müşaviridir. Eve, kadın bakar.”

şeklini almıştır. Daha sonra 743 sayılı Türk Medeni Kanunu tamamen kaldırılarak 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu kabul edilmiştir.

Eşinden Boşanan Kadın Çocuğuna Kendi Soyadını Verebilir Mi?

Çocuğun üstün yararı var ise boşanan annenin çocuğuna soyadını verme imkânı mevcuttur.

Boşanan kadın bunu Aile Mahkemesi nezdinde nüfus müdürlüğü ve babaya karşı birlikte açacağı dava ile sağlayabilecektir. Zira; çocuğun soyadını belirleme hakkı velayet hakkı kapsamında yer almaktadır. Bu itibarla; münhasıran velayet hakkına sahip annenin çocuğun soyadını kendi soyadı ile değiştirmesi mümkündür.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 20.04.2022 tarihli ve 2022/1859 E., 2022/3821 K. sayılı kararında çocuğun üstün yararının neler olduğu, çocuğun soyadının değişmekle kişisel durumunun değişmeyeceği hususları irdelenmek suretiyle çocuğun soyadını belirleme hakkının velayet hakkı kapsamında olduğu değerlendirilerek boşanan kadının çocuğuna kendi soyadını verebileceğini hükme bağlamıştır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kızlık Soyadını Kullanma Kararı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kızlık Soyadını Kullanma Kararı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kızlık Soyadını Kullanma Kararı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 30.09.2015 tarih ve 2014/2889 E. ; 2015/2011 K. Sayılı ilamı ile kadının evlenmek suretiyle aldığı kocasının soyadının iptaline ve sadece kızlık soyadını kullanmasının mümkün olduğuna karar vermiş ve kadının sadece kızlık soyadını kullanabilmesinin önünü açmıştır.  Söz konusu kararda özetle;

– Kızlık soyadını kullanmak istemek için haklı bir gerekçenin bulunmasına ihtiyaç olmadığı bu hakkın AİHS’nin 8. ve Anayasa’nın 17. maddeleri kapsamında bir insan hakkı olduğu ve cinsiyete dayalı olarak bir ayrıma tabi tutulmaksızın erkek ve kadın arasında eşit şekilde uygulanması gerektiği;

– Aile birliğinin sağlanmasında ortak bir soyadın kullanılmasının etkisinin bulunmadığı; ortak soyadın bu konuya geleneksel yaklaşım dışında bir katkısının bulunmadığı; nüfus hizmetlerinin yürütülmesinde çıkabilecek bir takım aksaklıların da teknik düzenlemeler ile aşılabileceği; davacı kadının isteğinin gerekçesine bakılmaksızın kabul edileceği;

– Önüne kendi kızlık soyadlarını ekleyebilseler dahi nesnel ve makul bir nedeni olmadığı; bireylerin seçtikleri isme göre saygınlık ve itibarla yaşamalarını sağlamak için toplumdan bir miktar sıkıntı çekmesini beklemenin makul olduğu; ülkemizin taraf olduğu anlaşmalar gereği cinsiyete dayalı ayrımcılığı yok etme yükümlülüğü olduğundan kadının bu zorunluluğa tabi tutulamayacağı;

– Evli erkeklerin evlenmeden önceki soyadlarını kullanabilmelerine karşın evli kadınların evlendikten sonra yalnızca kızlık soyadlarını kullanamamalarının benzer konumdaki kişiler arasında cinsiyete dayalı farklı muamele teşkil ettiği; farklı muameleyi haklı çıkartacak ikna edici gerekçeler gösterilmediği müddetçe AİHS’nin 14. maddesinin erkek ve kadına eşit şekilde uygulanmasının zorunlu olduğu;

– Hukukumuzda antlaşmalara öncelik tanınacağının hüküm altına alındığı; başta yargı mercileri olmak üzere birbiriyle çatışan temel hak ve özgürlüklere ilişkin bir uluslararası antlaşma hükmü ile bir kanun hükmünü önlerindeki olaya uygulamak durumunda olan uygulayıcıların kanunu gözardı ederek uluslararası antlaşmayı uygulama yükümlülüklerinin bulunduğu;

– Uyuşmazlığı karara bağlayan ilk derece mahkemelerinin AİHS ve Diğer Uluslararası İnsan Hakları Antlaşmaları ile çatışan 4721 S.K.’un 187. maddesini kararlarına esas almayarak başvuru konusu uyuşmazlık açısından Anayasa’nın 90. maddesi uyarınca uygulanması gereken uluslararası sözleşme hükümlerini dikkate alması gerektiği; sözleşmeler hukuk sistemimizin bir parçası olup kanunlar gibi uygulanma özelliğine sahip olduğu;

– Anayasa Mahkemesi 4721 S.K.’nun 187. Md.sini Anayasaya aykırı bulmamış olsa da yalnızca cinsiyete dayalı bir farklı muamelenin AİHS’ne uygun olduğunun kabul edilebilmesi için çok geçerli nedenler sunulması gerektiği; bir kanun hükmü ile temel hak ve özgürlüklere ilişkin sözleşme hükümleri arasında bir uyuşmazlık bulunması halinde sözleşme hükümlerinin esas alınacağı;

– Nesnel ve makul bir nedeninin olmaması gerektiği; aile birliğini ortak bir aile ismi aracılığıyla yansıtma amacının cinsiyete dayalı farklı muamele için yeterli bir gerekçe oluşturmadığından farklı muamelenin 8. madde ile birlikte 14. maddeye aykırı olduğu; evlilik birliği içinde kızlık soyadı kullanılması isteminin kabul edileceği; ana hatları  doğrultusunda hüküm kurmuştur.

Erkeğin soyadını almak zorunlu mu?

Erkeğin soyadını alma, Anayasa Mahkemesi tarafından Türk Medeni Kanunu’nun 187. Maddesine aykırı olduğu için zorunluluğu kaldırılmıştır.

Erkek isterse kadının soyadını alabilir mi?

Erkek, doğum ile birlikte kazandığı soyadını medeni hal değişikliği sonrasında değiştirmesi söz konusu olmamaktadır. Mevzuat gereğince erkek soy ismini dileği zaman dileği şekilde değiştiremez.

Evlenmeden çocuk olursa kimin soyadını alır?

Evlenmeden çocuğun dünyaya gelmesi halinde çocuk babanın soyadını alır. Ancak Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 09.04.2018 tarihli kararı ile anne çocuğuna kendi soyadını verebilir.

Kaynakça

[1] https://www.anayasa.gov.tr/tr/haberler/norm-denetimi-basin-duyurulari/kadinin-kocasinin-soyadini-almasini-ongoren-kuralin-iptali/

[2] Güler, Z. (2019). Türk Hukuku’nda Kadının Soyadına İlişkin Gelişmeler Çerçevesinde Çocuğun Soyadı. On İki Levha Yayıncılık

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlgili İçerikler

Kategoriler