Ceza Hukuku
Türk Ceza Hukukunda Yaş Küçüklüğü
🧠 Yapay Zeka ile Özetle:

Yaş Küçüklüğü (TCK 31. Madde) Nedir?

18 yaş altı ceza kanunu olarak da bilinen TCK Madde 31’e göre suça sürüklenen çocuğun cezası aşağıdaki şekilde açıklanmaktadır;

(1) Fiilin işlendiği tarihte on iki yaşını tamamlamamış çocukların ceza sorumluluğu yoktur ve onlar hakkında ceza kovuşturması yapılmaz; ancak çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanır.

(2) Fiilin işlendiği tarihte on iki yaşını tamamlamış ve on beş yaşını tamamlamamış çocukların, fiilin hukuki anlamını ve sonuçlarını kavrayamaması veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterli olmaması durumunda ceza sorumluluğu yoktur. 12-15 yaş arasındaki kişiler hakkında çocuklara özgü güvenlik tedbirlerine hükmedilir. Fiilin hukuki anlamı ve sonuçları kavranmış ve davranış yönlendirme yeteneği mevcut ise, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda on iki yıldan on beş yıla, müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda dokuz yıldan on bir yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer cezalarda yarı oranında indirim uygulanır ve hapis cezası yedi yılı geçmez.

(3) Fiilin işlendiği tarihte on beş yaşını tamamlamış ve on sekiz yaşını tamamlamamış kişiler için, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda on sekiz yıldan yirmi dört yıla, müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda on iki yıldan on beş yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer cezalarda üçte bir oranında indirim yapılır ve hapis cezası on iki yılı geçmez.

Türk Ceza Kanunu’nda Cezalandırılabilme Yaşı

Türk Ceza Kanunu’nda cezalandırılabilme yaşı ve ceza sorumluluğunun koşulları TCK 31 de düzenlenmiştir. TCK yaş küçüklüğü esas alınarak cezalandırılabilme yaşı ve sorumluluk esasları aşağıdaki şekildedir:

  • Fiilin işlendiği tarihte on iki yaşını tamamlamamış çocukların ceza sorumluluğu yoktur. Ceza kovuşturması yapılmaz; çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanır.

  • Fiilin işlendiği tarihte on iki yaşını tamamlamış ve on beş yaşını tamamlamamış çocukların, fiilin hukuki anlamını ve sonuçlarını kavrayamaması veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin gelişmemiş olması durumunda ceza sorumluluğu yoktur. Hukuki anlamı kavrama ve davranış yönlendirme yeteneği mevcut ise ceza sorumluluğu oluşur ve suçun niteliğine göre TCK’daki ilgili ceza hükümleri uygulanır.

  • Fiilin işlendiği tarihte on beş yaşını tamamlamış ve on sekiz yaşını tamamlamamış kişiler için ceza sorumluluğu vardır. Ancak verilecek cezalar yetişkinlere uygulanan cezalardan indirimli olarak belirlenir.

  • On sekiz yaşını tamamlamış kişiler yetişkin olarak kabul edilir ve genel ceza hukuku hükümlerine göre yargılanır.

Yaş Küçüklüğü Nasıl Tespit Edilir?

TCK Madde 31’e göre çocuğun yaşı, suçun işlendiği tarihteki yaşına

göre belirlenir. Yargılama aşamasındaki yaş değil, fiilin işlendiği an esas alınır. Yaşın tespiti için suçun işlendiği gün kesinleştirilir. Türk hukukunda kural olarak kişinin yaşı nüfus kayıtlarına göre belirlenir. Yaş hesaplaması gün, ay ve yıl üzerinden yapılır ve yapılan tespitte belirsizlik bulunduğunda tıbbi inceleme yapılır. İncelemeler bilirkişi aracılığıyla gerçekleştirilir. Çocuğun boyu, kilosu, ergenlik belirtileri, kıllanma durumu, kemik yapısı, diş yapısı ve cilt değişiklikleri (örneğin sivilceler) dikkate alınır. Fiziksel özelliklerin yanı sıra okul kayıtları, askerlik belgeleri ve evlilik kayıtları da incelenir.

Yaş küçüklüğünün belirlenmesinde fiilin işlendiği zamandaki durum değerlendirilir. Bilirkişi, nüfus kayıtlarındaki yaş ile fiziksel özellikler arasında çelişki tespit ettiğinde rapor hazırlar. İnceleme sırasında çocukla doğrudan görüşme yapılır ve ruhsal algılama yeteneği de değerlendirilir. Mahkeme, bilirkişi raporuyla bağlı olmayıp delilleri serbest şekilde değerlendirir. Uygulamada raporlar genellikle Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenir.

  • Soruşturma evresinde yaş tespiti: Cumhuriyet savcısı çelişki tespit ettiğinde, çocuğun yerleşim yeri asliye hukuk mahkemesinde yaş tahsisi davası açar. Dava nüfus müdürü huzurunda görülür, savcının duruşmada bulunması zorunlu değildir. Savcının yanı sıra suçtan zarar gören veya sanığın kendisi ya da temsilcisi de dava açma yetkisine sahiptir. Çocuğun 12 yaşından küçük olduğu ancak daha büyük göründüğü durumlarda önce yaş tahsisi davası açılır, ardından kamu davası açılır. Çocuğun 12 yaşından büyük olduğu ancak küçük göründüğü durumlarda yaş tahsisi davası sonuçlanmadan kamu davası açılmaz.

  • Kovuşturma evresinde yaş tespiti: Çocuk mahkemesi duruşmada çelişki tespit ettiğinde öncelikle yaş tespiti yapar. Yaş tespiti Ceza Muhakemesi Kanunu madde 218/2 uyarınca gerçekleştirilir. Önce yaş tespiti yapılır, ardından hüküm verilir. Yaş tahsisi kural olarak asliye hukuk mahkemelerinin görev alanına girse de bu hallerde çocuk mahkemeleri de görevli olur. Tespit sonucunda çocuğun 18 yaşından büyük olduğu belirlenirse çocuk mahkemesi görevsizlik kararı verir. Yaş tahsisiyle ilgili kanun yolu başvuruları, asıl hükmün tabi olduğu kanun yoluna göre yapılır.

Ceza Hukukunda Yaş Küçüklüğü Dönemleri

Ceza Hukukunda Yaş Küçüklüğü Dönemleri Nelerdir?

Ceza Hukukunda Yaş Küçüklüğü Dönemleri Nelerdir?

Türk Ceza Kanunu’na göre ceza sorumluluğu açısından yaş küçüklüğü, çocukların cezai ehliyetini belirleyen ölçüttür. Yaş küçüklüğü durumu, 0-12, 12-15 ve 15-18 yaş aralıkları olmak üzere üç döneme ayrılır. 

0-12 Yaş Suça Sürüklenen Çocuğun Ceza Sorumluluğu

On iki yaşından küçük çocukların cezai ehliyeti ve sorumluluğu kesin şekilde yoktur ve cezai sorumluluğun belirlenmesi amacıyla rapor alınması veya inceleme yapılması gerekmez. Kusur yeteneği bulunmayan on iki yaşından küçük çocuklar hakkında ceza davası açılamaz. Ancak çocuklar için TCK md.31/1 kapsamında çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanır.

Nüfus kaydında yaşı daha büyük görünen ancak gerçekte on iki yaşından küçük olan çocukların yaşı Adli Tıp Kurumu tarafından tespit edilir. Soruşturma aşamasında çocuğun gerçek yaşının on iki yaşın altında olduğu belirlendiğinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verilir. Kovuşturma aşamasında çocuğun on iki yaşından küçük olduğu anlaşıldığında mahkeme, yaş küçüklüğü nedeniyle “suça sürüklenen çocuğun kusurunun bulunmaması dolayısıyla ceza verilmesine yer olmadığına” hükmeder.

12-15 Yaş Suça Sürüklenen Çocuğun Ceza Sorumluluğu

On iki yaşını tamamlamış ve on beş yaşını tamamlamamış çocukların cezai ehliyeti, araştırma yapılarak tespit edilir ve iki başlık altında değerlendirilir:

  • On iki ile on beş yaş aralığında olup işlediği fiilin hukuki anlamını ve sonuçlarını algılayamayan veya davranışlarını yönlendirme yeteneği yeterli olmayan çocukların cezai sorumluluğu yoktur ve haklarında çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanır.

  • On iki ile on beş yaş aralığında olup işlediği fiilin hukuki anlamını ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneği gelişmiş olan çocukların cezai sorumluluğu vardır.

Çocuk Koruma Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik madde 20’ye göre 12-15 yaş grubundaki çocukların cezai sorumluluğunun tam olarak belirlenmesi için iki rapor alınması zorunludur:

Kusur Yeteneğine İlişkin Adli Rapor: On iki ile on beş yaş grubundaki çocuklarda, suç oluşturan fiilin hukuki anlamını ve sonuçlarını algılama ile fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin gelişmiş olup olmadığının belirlenmesi amacıyla adli rapor alınması gerekir. Bu rapor, Adli Tıp uzmanı, ruh ve sinir hastalıkları hastanesi veya tam teşekküllü devlet hastanesinin çocuk psikiyatrisi bölümünde görevli uzman hekim tarafından hazırlanır. Raporda çocuğun isnat edilen her suç bakımından algılama ve yönlendirme yeteneklerinin ayrı ayrı açıklanması gerekir.

Sosyal İnceleme Raporu: Çocuk hakimi veya çocuk mahkemesi tarafından çocuğun bireysel özelliklerini ve sosyal çevresini ortaya koyan inceleme yaptırılarak uzman görüşü alınır. Sosyal incelemeyi yapan bilirkişi, çocuğun içinde bulunduğu aile ortamı, sosyal çevre koşulları, aldığı eğitim, fiziksel ve ruhsal gelişimi hakkında rapor düzenler. Hakim, kusur yeteneğini değerlendirirken bilirkişi raporundaki gözlem, tespit ve değerlendirmeleri dikkate alır. Sosyal inceleme raporu, işlenen fiilin hukuki anlamını ve sonuçlarını algılama ile davranış yönlendirme yeteneğinin takdirinde kullanılan ölçüttür (Çocuk Koruma Kanunu madde 35/1). Sosyal inceleme raporu alınmadan hüküm kurulmuşsa, rapor alınmama gerekçesi kararda ayrıntılı şekilde açıklanır.

Adli rapor ile sosyal inceleme raporu uyumlu olmalıdır. Raporlar arasında çelişki bulunması halinde mahkeme, üçüncü rapor alarak çelişkiyi giderdikten sonra hüküm verir.

Fiilin işlendiği tarihte on iki yaşını tamamlamış ve on beş yaşını tamamlamamış çocukların cezai sorumluluğu, işlenen fiilin hukuki anlamını ve sonuçlarını algılama ile davranışlarını yönlendirme yeteneklerinin varlığına bağlıdır. Cezai sorumluluk bulunup bulunmadığı, açılan kamu davası sonucunda çocuğun sosyal inceleme raporundaki ailevi, sosyal, ekonomik ve psikolojik koşulları ile eğitim durumu dikkate alınarak, Adli Tıp uzmanı, psikiyatrist veya zorunlu hallerde uzman hekimin görüşüyle birlikte çocuk mahkemesi tarafından belirlenir. Mahkeme, değerlendirme sonucunda fiilin hukuki anlamını ve sonuçlarını algılayamama veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterli olmaması durumunu kabul ederse, 5271 Sayılı CMK madde 223/3-a uyarınca “kusurunun bulunmaması dolayısıyla ceza verilmesine yer olmadığına” karar verir ve çocuklara özgü güvenlik tedbirlerini uygular (YCGK-K:2013/101).

18 Yaş Altı Ceza Kanunu

18 Yaş Altı Ceza Kanunu

15-18 Yaş Suça Sürüklenen Çocuğun Ceza Sorumluluğu

15-18 yaş grubunda bulunan çocuklar, tam cezai ehliyete sahiptir. Ancak, sanıklar hakkında verilecek cezada, yaş küçüklüğü sebebiyle indirim yapılır (TCK m.31/3). 15-18 yaş grubundaki çocuklar için, fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama veya davranışlarını yönlendirme yeteneğine sahip olup olmadıklarının tespiti amacıyla adli rapor alınması zorunlu değildir.

Bununla birlikte, çocuk hâkimi veya mahkemesi, sosyal inceleme raporu alıp almama konusunda takdir yetkisine sahiptir. Çocuk Koruma Kanunu’nun 35. maddesi uyarınca, rapor alınmaması durumunda, bunun hukuki gerekçesi kararda açıkça belirtilmelidir. Mahkeme veya çocuk hâkimi tarafından sosyal inceleme yaptırılmaması hâlinde gerekçenin kararda gösterilmemesi, Yargıtay tarafından bozma sebebi sayılmaktadır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2019/626 sayılı kararında belirtildiği üzere, 15-18 yaş grubundaki sanıklar için sosyal inceleme raporu aldırılmaması tek başına bozma nedeni değildir. Ancak, raporun neden alınmadığına ilişkin gerekçe gösterilmemesi, hukuka kesin aykırılık niteliğindedir ve başlı başına bozma nedeni olarak kabul edilmelidir.

TCK m.31/3’e göre 15-18 yaş grubunda ceza belirleme esasları şunlardır:

  • Fiil, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası gerektiriyorsa; 18 yıldan 24 yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

  • Fiil, müebbet hapis cezası gerektiriyorsa; 12 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası verilir.

  • Diğer süreli hapis cezalarında üçte bir oranında indirim yapılır ve bu durumda her fiil için verilecek hapis cezası 12 yılı geçemez.

Sağır ve Dilsizlerde Yaş Küçüklüğü

Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) sağır ve dilsizlerin ceza sorumluluğu, yaş küçüklüğü hükümlerine benzer biçimde düzenlenmiştir ve TCK’nın 33. maddesinde yer alır. Sağır ve dilsizlik, algılama ve irade yeteneklerinin daha geç gelişmesine yol açtığı kabul edilerek, kusur yeteneğini etkileyen unsur olarak değerlendirilir. Bu nedenle sağır ve dilsizler için belirlenen yaş sınırları, TCK’nın 31. maddesindeki genel yaş küçüklüğü düzenlemesinden daha yüksek tutulmuştur. Kanun, sağır ve dilsizler için üç ayrı yaş dönemi belirlemiştir. Her döneme, genel yaş küçüklüğü hükümleri uygulanmakla birlikte dönemlerin başlangıç ve bitiş noktaları farklıdır.

0-15 Yaş Arası Sağır ve Dilsizler:

Fiil işlendiğinde 15 yaşını doldurmamış sağır ve dilsizlerin cezai ehliyeti bulunmaz ve işledikleri fiil nedeniyle ceza soruşturmasına tabi tutulmaz. Ancak çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanır. Bu düzenleme, TCK’nın 31. maddesinde 12 yaşını doldurmamış çocuklar için öngörülen hükme karşılık gelir. Fakat sağır ve dilsizler bakımından yaş sınırı 15 olarak belirlenmiştir.

15-18 Yaş Arası Sağır ve Dilsizler:

Fiil işlendiğinde 15 yaşını doldurmuş ancak 18 yaşını doldurmamış sağır ve dilsizlerde cezai sorumluluk, fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği ile davranışlarını yönlendirme yeteneğinin varlığına bağlıdır. Yeteneklerin tespiti amacıyla sosyal inceleme raporu alınması zorunludur ve mahkeme tarafından değerlendirilir. Algılama ve yönlendirme yetenekleri gelişmemiş olanlarda cezai sorumluluk kabul edilmez. Yeteneklerin gelişmiş olduğu durumda cezada indirim uygulanır:

  1. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine 12 yıldan 15 yıla kadar hapis,

  2. Müebbet hapis cezası yerine 9 yıldan 11 yıla kadar hapis,

  3. Diğer süreli hapis cezalarında yarı oranında indirim yapılır ve her fiil için verilecek ceza 7 yılı geçmez.

18-21 Yaş Arası Sağır ve Dilsizler:

Fiil işlendiğinde 18 yaşını doldurmuş ancak 21 yaşını doldurmamış sağır ve dilsizlerde kusur yeteneği açısından adli rapor alınması gerekmez. Sosyal inceleme raporu alınması zorunludur. Dolayısıyla cezai sorumluluk kabul edilir, ancak cezada indirim yapılır:

  1. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine 18 yıldan 24 yıla kadar hapis,

  2. Müebbet hapis cezası yerine 12 yıldan 15 yıla kadar hapis,

  3. Diğer süreli hapis cezalarında üçte bir oranında indirim yapılır ve her fiil için verilecek ceza 12 yılı geçmez.

Farklı yaş aralıkları belirlenmiş olsa da uygulanacak hükümler genel yaş küçüklüğü esaslarıyla paraleldir. Sağır ve dilsizlik, ruhsal gelişimi yavaşlatarak iletişim kurma sürecini zorlaştırır. Bu nedenle, ceza sorumluluğu bakımından farklı yaş dönemleri esas alınarak düzenleme yapılmış, yaş küçüklüğü hükümlerine paralel ancak başlangıç ve bitiş sınırları değişen özel sınıflandırma hükme bağlanmıştır.

Akıl Hastalarında Yaş Küçüklüğü

Yaş küçüklüğü 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 31. maddesinde düzenlenmiştir. Suça sürüklenen çocuk hakkında aynı zamanda akıl hastalığı bulunması doktrinde tartışmalı konudur. Genel olarak kabul edilen görüş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 32. maddesi kapsamında değerlendirme yapılması gerekliliğidir. Kişi hem çocuk hem de akıl hastası ise değerlendirme 32. maddeye göre yapılır. Çocuk 12-15 yaş aralığında olup akıl hastalığı bulunmadığında ise değerlendirme TCK 31/2 hükmüne göre yapılır.

Çocuk mahkemeleri, çocuğun cezai sorumluluğunu belirlerken Sosyal İnceleme Raporu talep eder ve raporda çocuğun alkol veya uyuşturucu bağımlılığı ile psikolojik rahatsızlıklarının bulunup bulunmadığı incelenir. Çocuk 0-12 yaş aralığında olup akıl hastalığı tespit edildiğinde çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanır. Çocuk 12-15 yaş aralığında olup akıl hastalığı tespit edildiğinde de çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanır. Ancak kişi 15-18 yaş aralığında olup akıl hastalığı bulunduğunda akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirleri uygulanır. Bu durumda tedavi yüksek güvenlikli sağlık kurumlarında gerçekleştirilir. Çocuklara özgü güvenlik tedbirleri, çocuğun 18 yaşını doldurmasıyla sona ererken, akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirleri için herhangi süre sınırı bulunmaz.

Yaş Küçüklüğü Durumunda Koruma Tedbiri Nedir?

Çocuğun nakli sırasında, yakalandığı yerden karakola veya gözaltına alındığı karakoldan çıkarılacağı hâkimin huzuruna getirilmesi sırasında zincir, kelepçe ve benzeri araçlar takılamaz. Ancak zorunlu hallerde, kaçma tehlikesi ya da kendisinin veya başkalarının yaşamı ile beden bütünlüğü bakımından ortaya çıkabilecek tehlikeleri önlemek amacıyla kolluk tarafından gerekli tedbirler alınır. Gözaltına alınan çocuk, kolluğun çocuk biriminde tutulur. Kollukta çocuk birimi bulunmadığında ise yetişkinlerden tamamen ayrı yerde tutulur.

Ceza Muhakemesi Kanunu’nda düzenlenen koruma tedbirlerinden adli kontrol, suça sürüklenen çocuklarda sınırlı şekilde uygulanır. Çocuklar hakkında uygulanabilecek adli kontrol türleri yalnızca üç tanedir. Bunlar; belirlenen çevre dışına çıkmamak, belirlenen yerlere gitmemek veya yalnızca belirlenen yerlere gitmek, belirlenen kişi ve kuruluşlarla ilişki kurmamak şeklindedir. Soruşturma aşamasında yetişkinler için müdafi bulunması zorunluluğu bulunmazken çocuklar açısından istisna getirilmiştir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 150/2. maddesine göre, hakkında soruşturma yürütülen çocuk için talep aranmaksızın müdafi görevlendirilir.

Ceza hukukunda en ağır koruma tedbiri olan tutuklama kararı, çocuklar hakkında yürütülen soruşturmalarda sınırlandırılmıştır. Genel kural gereğince, yalnızca adli para cezası gerektiren suçlarda veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere hapis cezasının üst sınırı iki yılı aşmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez. Ancak Çocuk Koruma Kanunu ile getirilen düzenleme kapsamında, 15 yaşından küçük çocuklar hakkında, üst sınırı beş yılı aşmayan hapis cezasını gerektiren fiillerden dolayı tutuklama kararı verilemez. 15 yaşından büyük çocuklar için tutuklama kararı verilmesi normal tutuklama şartlarına tabi iken, 15 yaşından küçük çocuklar için bu şart daha ağırlaştırılmıştır.

Yaş Küçüklüğü Durumunda Hangi Güvenlik Tedbirleri Uygulanır?

Çocuklara özgü güvenlik tedbirleri, tehlikeli suçlular hakkında cezaya alternatif olarak veya ceza ile birlikte uygulanan, failin tehlikelilik düzeyiyle orantılı şekilde verilen ve mahkeme kararıyla hükmedilen yaptırımlardır. Esas amacı failin rehabilitasyonu olan tedbirler kanunla düzenlenir. Çocuklara özgü güvenlik tedbirleri, Türk Ceza Kanunu yerine Çocuk Koruma Kanunu kapsamında düzenlenir. Uygulanan tedbirler şunlardır:

  • Danışmanlık: Çocuğun bakımından sorumlu kişiler için çocuk yetiştirme konularında rehberlik sağlanması, çocuklara ise eğitim ve gelişim süreçlerinde yaşanan sorunların çözümünde yol gösterilmesi. (ÇKK m.5/1-a)

  • Eğitim: Çocuğun gündüzlü veya yatılı eğitim kurumlarına devam etmesi, evde eğitim alması, özel eğitim gereksinimi bulunanların ihtiyacına uygun kurumlara yönlendirilmesi, kendisine, ailesine, öğretmenlerine ve okul personeline uzman desteği sağlanması, meslek veya sanat edinme kurslarına katılması ya da kamu ve özel sektörde uygun iş yerlerine yerleştirilmesi. (ÇKK m.5/1-b)

  • Bakım: Çocuğun bakımından sorumlu kişinin görevi yerine getirememesi durumunda, çocuğun resmi veya özel bakım yurtlarına ya da koruyucu aile hizmetlerine yerleştirilmesi. (ÇKK m.5/1-c)

  • Sağlık: Çocuğun fiziksel ve ruhsal sağlığının korunması, tedavisi, bağımlılık yapan maddelerden uzaklaştırılması amacıyla gerekli geçici veya sürekli tıbbi bakım ve rehabilitasyon hizmetlerinin sağlanması. (ÇKK m.5/1-d)

  • Barınma: Barınma yeri bulunmayan çocuklu kişilere veya yaşamı tehlike altında olan hamile kadınlara uygun barınma yeri sağlanması. (ÇKK m.5/1-e)

Çocuk Yargılamalarında Görevli ve Yetkili Mahkeme

Çocuk Yargılamalarında Görevli ve Yetkili Mahkeme

Çocuk Yargılamalarında Görevli ve Yetkili Mahkemelerin Özellikleri Nelerdir?

Yetişkinler tarafından işlenen suçlar asliye ceza mahkemelerinin görev alanında yer alırken, aynı suçlar çocuklar tarafından işlendiğinde yetkili mahkeme çocuk mahkemesidir. Çocuk mahkemeleri tek hakimlidir ve duruşmalara Cumhuriyet savcısı katılmaz. Yetişkinler tarafından işlenmiş ve ağır ceza mahkemelerinin görev alanına giren suçlar çocuklar tarafından işlendiğinde, çocuk ağır ceza mahkemeleri yetkilidir. Çocuk ağır ceza mahkemeleri bir başkan ve iki üyeden oluşur, duruşmalara Cumhuriyet savcısı katılır. Mahkemelerde yapılan duruşmalar kapalı şekilde gerçekleştirilir ve hüküm de kapalı duruşmada açıklanır.

Çocuk mahkemelerinin veya çocuk ağır ceza mahkemelerinin bulunmadığı yerlerde, mahkemeler kurulup faaliyete başlayıncaya kadar çocuklar hakkında soruşturma ve kovuşturma, o yerdeki Cumhuriyet Başsavcılığı ve görevli mahkemeler tarafından Çocuk Koruma Kanunu hükümlerine göre yürütülür. Korunma ihtiyacı bulunan çocuklar hakkında tedbir kararlarını aile mahkemeleri veya asliye hukuk mahkemeleri verir.

Çocuğun üstün yararı ilkesi dikkate alınarak, çocuk mahkemelerinde verilen kararlara karşı Cumhuriyet savcıları kanun yoluna başvurur. Çocuk mahkemelerinin yargı çevresi, kurulu bulundukları il veya ilçenin mülki sınırlarıdır. Çocuk ağır ceza mahkemelerinin yargı çevresi ise bulundukları il merkezi, ilçeler ve adli olarak bağlı diğer ilçelerin idari sınırlarıdır.

18 Yaşından Küçükler Cezaevine Girer Mi?

Suça sürüklenen çocuklar, mahkeme tarafından yargılama sonunda hapis cezasına çarptırıldıklarında, cezaları çocuklar için özel olarak düzenlenmiş çocuk kapalı ceza infaz kurumlarında veya çocuk eğitim evlerinde infaz edilir. 18-21 yaş aralığındaki hükümlüler ise cezalarını gençlik kapalı ceza infaz kurumlarında çeker. Ancak 12 yaşından küçük çocuklar hakkında hapis cezası infazı uygulanmaz ve cezaevine girmezler.

Suça Sürüklene Çocuğun Yargılanması

Suça Sürüklene Çocuğun Yargılanması

Suça Sürüklenen Çocuğun İfadesi Nasıl Alınır?

Suça sürüklenen çocuk gözaltına alındığında, ifadesi alınırken yanında sosyal çalışma görevlisi (pedagog, psikolog veya rehber öğretmen) bulunur. Ayrıca, müdafii olmayan şüpheli çocuklara talep aranmaksızın müdafi atanır. Süreçle ilgili detaylı bilgi için Çözüm Avukatlık internet sitesi üzerinden bizimle iletişime geçebilirsiniz.

17 Yaşında Suça Sürüklenen Çocuk Ne Ceza Alır?

Kanuna göre 15-18 yaş grubundaki  sanıkların kusur yeteneği bulunmakla birlikte, 17 yaşında suça sürüklenen çocuğun cezası belirlenirken irade yeteneklerinin tam olarak gelişmediği kabul edilir. Sanığın davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterli olup olmadığına hakim karar verir. Hakim, değerlendirmeyi re’sen ya da sanığın velisi, vasisi veya müdafiinin talebi üzerine yapma hakkına sahiptir. 15-18 yaş grubu için sosyal inceleme yaptırılması zorunlu değildir.

İlgili içerik: Vasi Ne Demek?

Yaş Küçüklüğünde Yeniden Suç İşleme Durumu

Yaş küçüklüğünde yeniden suç işlenmesi durumunda, Türk Ceza Kanunu ve Çocuk Koruma Kanunu hükümleri uyarınca çocukların gelişimi ve korunması ilkeleri dikkate alınarak özel tedbirler uygulanır.

Kaynakça; 

 

2 thoughts on “Ceza Hukukunda Yaş Küçüklüğü (TCK-31)

  1. Kerem dedi ki:

    Merhabalar gidiş dönüş yolu olan bir sokakta motorumla bir sonraki sokağa geçmek isterken sağa sola bakıp karşıya geçmek istedim fakat büyük bir motor gelip bana ortadan çarparak ayak bileğimi ve ayağımın kirilmasina sebep oldu. Arkamda oturan kişiye birşey olmadı ama sağa sola bakıp geçmek istediğini oda gördü.
    Ambulansla beni aldıktan sonra trafik kaza raporu tutmuş ve aniden aniden önüme atladı diye söylemiş. Benden hastanede ifade almadılar. Ve beni %75 kusurlu gösterip trafik polisi ceza yazmis.
    Bu durumda neler yapmam gerekir

    1. cozum dedi ki:

      Geçmiş olsun. Kusur oranı yanlışsa trafik kazası tespit tutanağına itiraz edebilirsin. Bunun için:

      Sulh Ceza Hakimliğine 15 gün içinde dilekçe ver.

      Kaza yeri krokisi, kamera görüntüsü ve tanık beyanlarını ekle.

      Gerekirse bilirkişi incelemesi talep et.

      Hastanede ifade alınmaması senin aleyhine kullanılmaz. Delillerle ispatlarsan kusur oranı düşer.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir